20 Haziran 2018
  • Adana23°C
  • Adıyaman22°C
  • Afyon16°C
  • Ağrı10°C
  • Amasya21°C
  • Ankara20°C
  • Antalya23°C
  • Artvin22°C

ZEYTİN DALI’NIN ERKEN SONUÇLARI

Yusuf Ziya Cömert

14 Mart 2018 Çarşamba 07:49

Zeytin Dalı Harekatı, ilk gününden itibaren bir heyecan dalgası oluşturdu memleket sathında.

Sokakta, esnaf arasında, kahvede, köyde gördüğüm, bir duygusal iştirak var.

İnsanlar dua ediyor.

Göstermelik işlerden bahsetmiyorum. Kimsenin görmediği, içinde ‘sinyal’ olmayan dualardan bahsediyorum.

Fakat, sanki ağır yürüyordu harekat.

Afrin haritasının birkaç köşesinde oluşan birkaç küçük yeşil leke.

Ekranlarda uzun zaman bu lekeleri gördük.

Derken, yeşil lekeleri birbirinden ayıran sarı alanlar kayboldu, yeşil lekeler birleşti.

Kesintisiz bir hilale dönüştü.

Hilal, sonunda Afrin’in etrafını kuşattı.

Başlangıçtaki ağır, temkinli adımların hikmeti anlaşıldı.

Bir plan, aşama aşama uygulanıyor.

Bu, bir başarı öyküsüdür.

Bu öykünün safahatını uzmanlar anlatsın.

Ben başka bir yönüne temas etmek istiyorum.

Erken neticelerine...

***

En önemli neticelerinden biri, askerle millet arasındaki bağlar kuvvetlendi.

Millet, darbe yapan askeri değil, askerlik yapan askeri seviyor.

Sonra, 15 Temmuz’a kadarki süreçte, içerideki Fetöcüler’in zehirleyici varlığı sebebiyle yaralanan TSK, Fırat Kalkanı’ndan sonra Zeytin Dalı’nı da icra ederek mesleki itibarını restore etti.

‘Tecrübeli subaylar gitti, TSK zaafa uğradı’ mealindeki spekülasyonların altı boşaldı.

Zeytin Dalı Harekatı’yla bir şey daha oldu. En azından olmuş görünüyor.

Türki diplomasisinin, siyasilerin, ABD’ye YPG’nin terörist niteliğini anlatmak için imanı gevriyordu.

ABD, YPG’yi Suriye Demokratik Güçleri’nin bir unsuru olarak görmekten vazgeçmedi.

Beraber çalışma fikrinden caymadı.

Pozisyonunu koruyor.

Fakat, Türkiye’nin meramını kısmen anladı.

Bunu nereden biliyoruz?

ABD kaynakları da, ABD’nin Menbiç’i YPG’den arındırmaya razı olduğunu teyit ediyor.

Bununla kalmıyor.

Fırat’ın doğusunda da Menbiç’tekine benzer bir uygulamaya yeşil ışık yakıyor.

Ne olacak?

Eğer ABD yeni bir icat çıkarmazsa, yan çizmezse, Suriye hududunun Fırat’ın doğusunda kalan kısmını da ABD ve Türkiye öncülüğünde müttefikler kontrol edecek.

(Tam böyle derken ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın görevden alındığı haberi geldi! Bakalım arkasından ne çıkacak?)

Türkiye, senelerdir, söz ile, belge ile, bilgi ile anlatamadığı gerçeği, bu defa kuvvet kullanarak -hiç olmazsa kısmen- anlatmayı başardı.

Biz de, askeri gücün diplomasiyi kuvvetlendirdiğine dair canlı bir misale tanıklık etmiş olduk.

Evet, çelişkili durumlar var.

Türkiye, birbirine zıt iki politik akımın ortasında duruyor.

Bir tarafta ABD, öte tarafta Rusya, İran, Suriye rejimi.

Türkiye, Doğu Guta’daki vahşetten muzdarip.

Ve iki tarafın da Doğu Guta’daki vahşette -kiminin az, kiminin çok- dahilleri var.

(O vahşetin karşısında, bütün politikalar, bütün analizler ne kadar nafile!)

İki akımın arasında bir yol bulmak, bir yol açmak çok zor.

Zaman zaman tenakuza düşülebilir.

Buna rağmen, Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekatıyla Suriye’de kendisine ait yeni bir siyasi hat inşa ettiğini söyleyebiliriz.

***

Suriye güzel memlekettir. İnsanı da güzeldir.

Savaş, nasıl mahvetti insanları. Nasıl mahvetti şehirleri.

Hiçbir şey gözümde değil.

Ne siyaset, ne sosyoloji, ne başka bir şey.

Şam’ın, Haleb’in sokaklarında dolaşmak da şöyle dursun.

Öyle hüzün doldu ki oralar. Taşıyamayız.

Bir an önce kan dursa... Bir an önce barış olsa, yaralar sarılsa.

Başka bir şey istemiyorum.