21 Temmuz 2018
  • Adana34°C
  • Adıyaman35°C
  • Afyon27°C
  • Ağrı29°C
  • Amasya31°C
  • Ankara28°C
  • Antalya31°C
  • Artvin26°C

PEYGAMBERİMİZ, BİZİM NEYİMİZLE İFTİHAR EDECEK?

Yusuf Ziya Cömert

16 Mayıs 2018 Çarşamba 08:22

Alman İmparatoru Wilhelm 1898 Ekim’inde Kraliçe Hohenzollern’le beraber İstanbul’a gelmiş. Birkaç gün İstanbul ve civarında dolaştıktan sonra Bugün Tel Aviv’in yakınında güzel bir sahil kenti olan Hayfa üzerinden Kudüs’e geçmiş. Mescid-i Aksa’yı da ziyaret etmiş.

Oradan Şam’a gitmiş. Büyük Sultan Selahaddin Eyyubi’nin kabri başında şöyle bir nutuk irad etmiş:

“Burada bütün zamanların en kahraman askeri Sultan Selahaddin’in mezarı önündeyim. Majesteleri Sultan Abdülhamid’e misafirperverliğinden dolayı teşekkür borçluyum. Gerek majeste Sultan, gerekse halifesi olduğu 300 milyon Müslüman bilsinler ki, Alman imparatoru onların en iyi dostudur.”

Tabii, o dönemin ilişkileri mazide kaldı. Herkes alacağını aldı, vereceğini verdi.

Ben işin orasında değilim.

İki husus var şu yazdığım yazının bağlamında dikkatimi çeken.

Bir: Hayfa, Kudüs ve Şam Osmanlı hudutları içinde.

İki: O zamanlar dünyadaki Müslüman nüfusun 300 milyon civarında olduğu düşünülüyor.

Bu ziyaretten on on beş yıl sonra biz hızlı bir çöküşe geçmişiz.

20 Şubat 1913’te, bir Mevlid gecesinde Mehmet Akif, Peygamberimiz’e hitaben şu mısraları kaleme almış:

“Yıllar geçiyor ki Ya Muhammed

Aylar bize hep Muharrem oldu

Alem bugün üç yüz elli milyon

Mazluma yaman bir alem oldu.

Çiğnendi harim-i paki şer’in

Namusa yabancı mahrem oldu”

Daha Birinci Dünya Savaşı başlamamış. Yani, henüz Şam’ı, Kudüs’ü kaybetmemişiz.

Sonra, daha da fena oldu işlerimiz.

Neyse, Kurtuluş Savaşı’nda İngiltere’nin ve Avrupa’nın pençesinden bir ‘yaşama hakkı’ koparmışız.

Hele İkinci Dünya Savaşında Batı kendi kendisiyle harp edince, yavaş yavaş müstakil devletler şeklinde tarih sahnesine çıkmaya başlamışız.

Ne olmuş tarih sahnesine çıkmaya başlayınca?

Maalesef, fazla bir şey olmamış.

Mehmet Akif, 1913’te 350 milyon mazlumdan söz ediyordu şiirinde.

Tabii, biz çoğalmaya devam ettik.

Mesela Fazlurrahman’ın İslam kitabında (1966) 400 ile 600 milyon arasında tahminler var.

Benim ilkokul çağımda, dünyadaki Müslüman nüfus 650 milyon olarak hesap ediliyordu.

Sonra yine arttı.

Dün baktım. Maşallah! Bir milyar 600 milyon olmuşuz. 50 yılda 1 milyar artmışız.

Bu gidişle 2060’larda üç milyara çıkarız.

Eeee? Ne yapacağız o kadar nüfusu?

Arttık da ne oldu yani?

İsrail, Batı Şeria’da ve Gazze’de adamlarımızı öldürüyor.

Biz de, basit sosyal medya üfürmeleriyle, şimdi benim yaptığı gibi, birkaç yazı çizi veya birkaç beyanatla işlenen bu katliamlardan bizar olduğumuzu ilan ediyoruz.

Rahmetli Akif İnan, 1980’de Eskişehir’deki MTTB salonunda “İslam Dünyası 1 milyarlık hapishanedir” dediğinde “Hakikaten öyle!” diye düşünüyorduk.

Galiba bunda da yanılıyoruz.

Herkes halinden üç aşağı beş yukarı memnun. Gerçekten mazlum olanların ise sesini bastırmanın yolunu nasılsa buluyoruz.

Biz, 1,6 milyarlık bir topluluk olarak, ciddi değiliz.

Ciddi olsaydık, bizi yönetenler bu kadar lakayt olamazlardı.

***

Peygamberimiz’in, ruz-i mahşerde bizim çokluğumuzla iftihar edeceğine dair rivayetleri bilirsiniz.

Peki, bizim iftihar edilecek neyimiz var?

Nüfusumuz arttıkça halimiz daha berbat oluyor!

Şimdi, bir çok kimsenin aklına savaş, şiddet gibi şeyler geliyor olabilir.

Şiddetin, şiddet çağrışımı yapması normal.

Fakat hayır.

1,6 milyar ne demektir, nasıl büyük bir güçtür bilir misiniz?

Dünyayı adil olmaya, insanca davranmaya zorlayacak kararlı siyasi ve iktisadi adımlar bile netice üretebilir.

Ciddi olsak yeter.

Zulmü üretenlerin hiç olmazsa iktisaden canını acıtacak kadar...

Gündüz İsrail’le ilişkisi yok gibi davranıp gece İsrail’in koynuna girmek, hangi sorunu çözebilir? Hangi katliamı durdurabilir?

Veya tezgah altından İsrail’e petrol satmak?

‘İslam Dünyası’ dediğimiz ‘yalan dünya’ böyle rejimlerle dolu.

Biz, anca birbirimizle savaşırız. Birbirimizin camisini, çarşısını bombalarız, birbirimizi boğazlarız.

Bir de, ruhumuza tesir etmeyen oruçlar tutarız. Orucumuzu kullar görebilsin diye küçük, ucuz numaralar yaparız, vesileler icat ederiz.

İşte, şu Ramazan arefesinde hissiyatım böyle.