21 Temmuz 2018
  • Adana34°C
  • Adıyaman35°C
  • Afyon27°C
  • Ağrı29°C
  • Amasya31°C
  • Ankara28°C
  • Antalya31°C
  • Artvin26°C

ORUÇ GERÇEK AŞKA HİCRETTİR

Hayrettin Karaman

16 Mayıs 2018 Çarşamba 08:31

Ruhumuz ki, Kur’an dilinde bunu adı “nefis”tir, ete kemiğe bürünmüştü, ezelde Sevgili Yaratan ile yaptığı sözleşme dünyaya ve maddeye olan alaka yüzünden unutulmuştur, asıl hedefi Allah olan sevgi (aşk ve muhabbet) fâni güzelliklere yönelmiş, hedefini şaşırmış ve büyük ölçüde zayi olmuştur.

“Zararın neresinden dönülse kârdır” hikmeti gereği insan şöyle bir durup düşünmek, bu cihana niçin geldiğini hatırlamak, varoluş sebebinin neresinde olduğunu tespit edip kıbleye yönelmek durumundadır. Kıbleye yönelmek, diğer yönlerden yüz çevirmekle olur; diğer yönlerden maksadımız ise aşkı ve muhabbeti gaspeden Allah’tan başka her şeydir.

Ezeli sözleşmeyi unutan, üflenen ilahî ruhun etkisine perdeleri kapatan nefis elbette Allah’tan başkasını sevecek, onlara bağlanacak, fâniyi bâkiye (geçici olanı kalıcı olana) tercih edecektir ve insanların çoğunda durum bundan ibarettir.

Kıbleye dönmek için güçlü bir çağrıya ve yönlendiriciye ihtiyaç vardır; işte bu çağrı ezandır/namazdır, yönlendiricilerin başında da oruç ibadeti vardır. Oruç, nefsin hoşlandığı (sevdiği),mutluluğu onlarda bulduğu dünya güzellikleri ve zevklerinden isteyerek ve bilinçli olarak belli bir süre de olsa vazgeçmektir.

Niçin?

Allah için!

Allah için başka sevgilerden, bağlardan, alışkanlıklardan yüz çevirmek kıbleyi bulma temrinleridir; bu temrinler hedefine ulaştığında aşk ve muhabbet de hedefini bulacak, hicret gerçekleşecek, fani fani kadar, baki de baki kadar sevilecektir.

Sevgi Rehberi Efendimiz (s.a.) günlerinin çoğunu oruçla geçiriyordu; O’nun kıblesini şaşırması, sevgisini faniye harcaması mümkün olmadığına göre oruç O’nun için bir “kıbleyi bulma temrini” değil, hedefte ilerleme, aşkı yaşama, kendine mahsus yakınlıkta mutlu olma fırsatı idi. Onun bu davranışının bir hikmeti de ümmetine örnek olmaktı, yol göstermekti; çünkü Allah Teâlâ şöyle buyuruyordu:

De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” / De ki: “Allah’a ve Resûl’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez.” (Al-i İmran: 3/31-32)

Allah’ı sevmenin ve Allah tarafından sevilmenin altın kuralları verilmiş oluyor:

1. Allah Resûlune uyulacak, O’nun yolu izlenecek.

2. Bunun tabiî sonucu olarak da Allah’a ve Resûlu’ne itaat edilecek.