12 Aralık 2018
  • Adana12°C
  • Adıyaman7°C
  • Afyon-1°C
  • Ağrı0°C
  • Amasya4°C
  • Ankara2°C
  • Antalya9°C
  • Artvin5°C

G-7, SIKIŞAN AB, TANAP, TÜRK’ÜN YILDIZI

Halil Mert

13 Haziran 2018 Çarşamba 15:06

Dünyada gelişen olayları iyi değerlendirmek lazım.

   Türkiye’de medya ve düşünce dünyası içine kapanmaya devam ediyor. Seçimler ve iç siyasi süreç her şeyin üzerinde. Ama bu doğru bir duruş değildir. Dünyada bir şeyler oluyor. İktidar ve devletimize, halkımızın ileri görüşlülüğüne katkı sağlanmalıdır.

G-7

 Yedi kan emici..

         ABD

         Almanya

         Birleşik Krallık (İngiltere)

         Fransa

         İtalya

         Japonya

         Kanada

   ABD son Kanada Toplantısında Ticaret Açığının suçlusu olarak gördüğü G-7 Ülkelerine karşı net tavır aldı. ABD Başkanı Trump ülkesinin ekonomisini önceledi. Küresel Sermaye ve Kraliçe ile arası açılıyor gibi. Dolardaki yükselişin sebebi ABD ekonomisinin iyiye gidiyor olması. İşsizlik oranlarını da düşürüyor Trump.

         Almanya başta olmak üzere AB ülkeleri ciddi olarak rahatsızlar. Ya geçmişte olduğu gibi Almanya öncülüğünde çözüm arayacaklar. Ya da NATO vs. deyip ve İngilizlerin Avrupa’ya baskısı ile ABD’ye yalakalık yapmaya devam edecekler. Peki, bu kadar keskin duruşlar olur mu? Olmaz. Nasıl?

         Bakın, İtalya Suriye’de ABD kampına asker gönderiyor. Bir tür bağlılık mesajı.

         Bizi ilgilendiren Alman Başbakanı Merkel’in seçimlerden sonra Cumhurbaşkanımızı davet etmesi. Ne sonuç çıkıyor buradan? Öncelikle, Almanya seçim sonuçlarının R. T. Erdoğan’ın kazanacağından emin. Ya da Türkiye’deki istikrara politik ve ekonomik olarak artık onların da ihtiyacı var. İkincisi, AB İngiltere, Fransa eksenli AB çizgisine karşı Almanya kendisine çevre oluşturmalı. Bunun için Avusturya, Hollanda, Belçika, Çek, Polonya vb. yeter mi? Hayır!

 

Hani Cumhurbaşkanımız hep söyler. “Birinci Dünya Savaşı devam ediyor.” Geçmişin kamplaşmaları bize şu an ve gelecek için mesajlar verir. Tabii düşmanlık ve kavgaları da. Dolayısı ile; Şimdinin vatanseverleri olaylara Anadolu’ya geldiğimiz 1050’li yıllardan bu güne, Osmanlı’nın en geniş coğrafyası ile birleşmiş Turan Coğrafyası dikkate alınarak değerlendirmeler yapmalıdır. Neden böyle?

Milletimizin İslam Coğrafyasına dönük görevleri var. Milletimizden mazlum insanlığın ve milletlerin beklentileri var. Bu beklentilere sadece külfet yönü ile bakılmamalıdır. Düşünün BM’de Kudüs Sürecinde nasıl bir psikolojik baskı oluşturduk. Yanınızda durabilecek her millet ve devlet değerlidir. Bakın Birleşik Krallık.. Sömürdüğü, tecavüz ettiği yok ettiği ülkeler ve insanları bile bir şekilde bünyesinde tutmaya devam ediyor. Biz de müzahir devlet ve halklar oluşturmalıyız. Hatta Mısır, S. Arabistan BAE gibi bazı muhalif devletlerin halkları devletlerine rağmen kazanılabilir. Aynı şekilde İran, Rusya, Balkan Ülkeleri, Yunanistan.. Hatta, Almanya..

        

  Yandaş Medya diye taraf haline getirilen medya unsurları halkımızın perspektifini büyütmeli, uzak ve derin görüşlülüğüne katkı sağlamalıdır. Yoksa kısır çekişmeleri öne çıkartmak insanımızın da yozlaşmasına çanak tutmaktadır. Unutmayalım ki; Küçük düşünceli ve ufuksuz insanlarla büyük hedeflere yürünemez.

 

 G-7 çatlamıştır. Çatlağı büyütmek için Türkiye, Rusya, Çin, Hindistan gibi ülkeler çaba göstermelidir. Bu uluslar arası ticarette Milli paraların da önünü açacaktır. Dolar ve Sterlin’den kurtulmak küresel sömürüden kurtulmanın ilk aşamasıdır.

Almanya başta olmak üzere AB sıkışmaktadır. Sömürdükleri ülkelerden Avrupa’ya göç devam etmektedir. Bu insanların çoğu Müslüman’dır. Bizim için potansiyel güçtür. İstihbarat ve yurtdışı görev ifa eden kurum ve STK devletin koordinasyonunda faaliyetlerini etkinleştirmelidir.

 

TANAP.. Doğu ile Batı’yı birbirine bağlıyor. Doğru. Daha önemlisi, Doğu’yu da Batı’yı da bize bağımlı hale getiriyor. Asıl önemlisi de bu. Ayrıca dışa bağımlılığımızı azaltıyor. Alternatiflerimiz artıyor.

 

Aziz Milletim. Yıldızın parlıyor. Özellikle 15 Temmuz sonrasında, sokaktaki insanımızın feraseti ve fedakârlığı, devletine ve vatanımıza bağlılığının ne kadar yüksek olduğu görülmüştür. Bu Milli Güç’ün kendisidir. Seçim sürecinde Milli unsurların bir araya gelmesi ayrı bir gurur kaynağıdır. Keşke AKPARTİ+MHP+BBP birlikteliğine SP ve HÜDAPAR’da katılabilselerdi.

AKPARTİ kırgınlığına fırsat verilmemelidir. Özellikle yerel teşkilatlar, yöneticiler ve bürokrasi duruşunu değiştirmelidir. Şımarık, bencil, menfaatperest görüntüler oluşmasına karşı mücadele etmelidir.

AKPARTİ sokakta ülkemizin büyük vizyonunu anlatmalıdır. Bu vizyon için verilen mücadele, gelinen nokta özellikle gençlere anlatılmalıdır.

MHP, Ülkücü refleksin iç ve dış politikalar belirlenirken ne kadar değerli olduğunu anlatmalıdır. Özellikle Açılım, çözüm süreçlerindeki samimi duruşunu, FETÖ’ye geçmişten bu yana hain olduğu bilinci ile bakışını anlatmalıdır.

  Gerek AKPARTİ gerek MHP kendilerini ifade ederken karşılıklı incinmelere fırsat vermemelidirler. Herkes bu ittifakın ebedi olması için gayret ortaya koymalıdır. En büyük menfaat Allah rızası ve Milletimizin güçlü istikbalidir. Unutulmamalıdır ki, Milli birliğimiz ümmetin de birliğine vesile olacak ilk adımdır.

 

Güçlü ve Büyük Türkiye İdeali, tüm Türk Dünyası’nın, Ümmet-i Muhammed’in hedefidir. Bu hedef bizim için asıl ve ilk sorumluluktur. Dünyayla iç içe, dünyayı tanıyarak büyüyeceğiz. Romantik ve duygusal duruşlar bize güç kaybettirir. İki Roma’yı da hedef gösteren Gülümüz (SAV)’in stratejisi unutulmamalı ve emir kabul edilmelidir. O günün Roma’sı bu günün Londra’sıdır, Washington’udur.  

 

 

“Gençliğe Mesaj

 

Yiğidim, aslanım, ha gayret eyle

Gaflet üstümüzde kalmasın böyle

İmanla yatıp-kalk, ihlâsla söyle

Kutlu mesaj verilmeyi bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Mavera’dan aşk iksiri sağ gayrı

Ellerinde şekillensin çağ gayrı

Rahmet olup yüreklere yağ gayrı

Çekirdekler yarılmayı bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Her yerde insanlar izana hasret

Şehirler, semalar ezana hasret

Kâinat ilâhî düzene hasret

Saf kozalar örülmeyi bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Nedendir bu uyku, bu zillet neden?

Hüzün yumağıdır mezarda deden

Mağripten maşrığa tek ruh, tek beden

Yay misali gerilmeyi bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Sendedir mayası, özü İslâm’ın

Sendedir kulağı, gözü İslâm’ın

Gülsün, yeter artık, yüzü İslâm’ın

Kelepçeler kırılmayı bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Tevhit aşkı gönülleri yaksın hey!

Zulüm ölsün, hak ayağa kalksın hey!

Gürül gürül, nurdan çaylar aksın hey!

Kirli sular durulmayı bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Bizi bekler esir olmuş ülkeler

Bizi bekler yetim kalmış ülkeler

“İmdat!” diye haber salmış ülkeler

Boş mabetler girilmeyi bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Yanar Bosna-Hersek, Karabağ, Keşmir

Sonra Kıbrıs, Lübnan sayamam bir bir

Aklıma Abhazya, Urumçi gelir

Türk birliği kurulmayı bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Kolayı var be yiğidim, kolayı

Kaynağında bastırmalı olayı

Hazırlayın kürek, kazma, malayı

İslâm harcı karılmayı bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

Nizam-ı Âlem’e içten talip ol

Kızılelma neredeyse ara bul

Bağlamasın seni şöhret, para, pul

Hesaplar var, sorulmayı bekliyor

Ölü dünya dirilmeyi bekliyor.

 

(Akıl Karaya Vurdu)

Abdurrahim Karakoç”