17 Temmuz 2018
  • Adana28°C
  • Adıyaman29°C
  • Afyon19°C
  • Ağrı18°C
  • Amasya20°C
  • Ankara18°C
  • Antalya32°C
  • Artvin23°C

DEVLETİ ŞİRKET GİBİ YÖNETMEK DOĞRU OLUR MU?

Abdulkadir Özkan

12 Temmuz 2018 Perşembe 06:37

Gündeme ilk defa getirilen bazı kavramlar birden bire genelde ilgi ve kabul görebiliyor. Belki sözün cazibesinden, belki de üzerinde fazla durulmuyor oluşundan bu kabul ortaya çıkıyor olabilir. Devletin şirket gibi yönetilmesi yaklaşımı da zaman zaman gündeme geliyor, fazlaca da bir itiraz ortaya çıkmıyor. Elbette söylenen ve ileri sürülen her düşünceye itiraz edilmesi gerekmez. Ancak, ülke yönetiminin şirket yönetimi ile aynileştirilmesi, sanki tüm şirket yönetimlerinin başarılı, tüm devlet yönetimlerinin de başarısız olduğu gibi bir sonuç ortaya çıkıyor ki, üzerinde biraz düşünüldüğünde bu yaklaşımın doğru kabul edilmesi mümkün değil. Hemen belirteyim ki, öncelikli olarak şirket ile devletin aynı kefeye konulması doğru bir yaklaşım olmaz. Bir defa şirket yönetiminde karlılık esastır, devlet yönetiminde ise sosyal devlet anlayışı ne kadar hayata geçirilebiliyorsa o devlet yönetiminin o kadar başarılı olduğu kabul edilir. Kısacası devlet yönetiminde ne kadar kar edildiği değil, devlet imkanlarının ne ölçüde adil bir şekilde dağıtıldığı, toplumun tüm kesimlerinin kendisini güvende hissetmesi önemlidir.

Bu bakımdan ilk duyuşta devletin şirket gibi yönetilmesi, geçmişten gelen bir takım kötü yönetimler sebebiyle kabul görüyor olsa da devletin şirketleştirilmesi doğru bir yaklaşım olmaz. Eğer devletin şirket gibi yönetilmesinden maksat devlet yönetiminde görev alacakların özel sektör tecrübesi ve birikiminden yararlanmak olarak algılanıyorsa o zaman bu söylemin içinin net bir şekilde doldurulması gerekir. Devlet harcamalarında israfın önlenmesi, gereksiz harcamalara son verilmesi akla geliyorsa bunun için devletin şirket gibi yönetilmesine gerek yoktur. Kayırmacılık ortadan kaldırıldığı, görevlendirmelerde ehliyet ve liyakatin esas alınması halinde şimdiye kadar görülen devlet yönetimindeki aksaklıklar giderilmiş olur.  İhalelerin tanıdıklara verilmesi yerine en uygun şartları ve fiyatı verene verilmesi elbette devletin harcamalarında tasarrufu gündeme getirecektir. Özetle devlet yönetiminde kar değil, tasarruf esastır.

Tüm bunları söylerken özellikle vurgulamak istediğim devlet yönetiminde görev alanların bir kısmının özel sektörden gelmesi ve özel sektörde edindikleri tecrübelerini hayata geçirmelerine karşı çıkıyor değilim. Ancak, devlet ile şirketin aynileştirilmesinin sosyal devlet anlayışı ile bağdaşmayacağına dikkat çekmeye çalışıyorum. Eğer devlet şirket gibi yönetilecekse o zaman toplumun korunmasız zayıf kesimlerine yönelik devletin hiçbir karşılık beklemeden hizmet vermesi düşünülemez. Halbuki, toplumumuzda ‘Devlet baba’ anlayışı hakimdir ve babalar çoğu zaman evlatlarına verdiklerinden bir karşılık beklemezler. Buna karşılık insanımızda devletin ve ülkenin müdafaası söz konusu olduğunda seve seve hayatlarını ortaya koyarlar. Devletin şirket gibi yönetilmesi anlayışında şehitlik de söz konusu olmayabilir. Kısacası vatandaş ile devlet arasındaki ilişkiyi şirket ile çalışan arasındaki ilişkiye indirgemek devletin koruyucu ve kollayıcı vasfını zayıflatabilir.

Devlet yapısında meydana gelen değişiklikler ile yeni sisteme uydurulması için yapılacakları devletin şirket gibi yönetilmesi olarak nitelendirmek doğru bir yaklaşım olmaz. Devlet yönetiminde işleyişi frenleyen ve geciktiren bürokratik engellerin ortadan kaldırılması devletin tüm kaide ve kurallardan temizlenmesi olarak algılamak da eksik bir değerlendirme olur. Devletin şirket gibi yönetilmesini yöneticilerin kendi mallarına nasıl sahip çıkıyorlarsa devletin malına da öyle sahip çıkmaları anlaşılıyorsa, buna bir itiraz olmaz ama zaten devlet adamları ve yöneticilerinin üzerinde bu sorumluluk sistemin adı ne olursa olsun vardır. Hatta devlet malı söz konusu olduğunda insanlar buna kendi mallarından daha fazla sahip çıkmak durumundadırlar. Çünkü devlet malında yetimlerin hakkı vardır. Devletin imkanlarının çarçur edilmesi fakir fukaranın, yetimlerin haklarının boşa harcanması anlamına gelir. Bunun için birtakım değişik sözlerin edilmesi, tekliflerin gündeme getirilmesinden çok insanımızın anlayışındaki yanlışların düzeltilmesi gerekiyor, bunun için de eğitim önem kazanıyor.