25 Eylül 2018
  • Adana19°C
  • Adıyaman20°C
  • Afyon13°C
  • Ağrı9°C
  • Amasya14°C
  • Ankara10°C
  • Antalya20°C
  • Artvin17°C

YENİ KABİNEDEN NE BEKLEMELİYİZ?

İbrahim Kiras

12 Temmuz 2018 Perşembe 06:40

Seçimden sonra yeni kabinenin açıklanmasını ülke olarak merakla ve ilgiyle izledik. O gün bugündür gazetelerde heyecanlı haberler çıkmaya devam ediyor. İcraat kabinesi… Teknokrat kabinesi… Özel sektör kabinesi… İş dünyası ümitli (veya endişeli)… Piyasaların beklentisi yüksek (veya değil)… Yabancı başkentlerin gözü yeni bakanların üstünde…
vs. vs…

Bu başlıklar aslında hem toplumun hem de bizim mesleğin yüz yıllık alışkanlıklarının ifadesi. Oysa önceki yıl gerçekleşen 16 Nisan referandumunda kabul edilen ve nihayet 24 Haziran’da yapılan seçimle uygulamaya konulan yeni yönetim sistemi içinde hükümet ve kabine gibi kavramların yeri eskisinden epeyce farklı.

Bir defa, artık “Bakanlar Kurulu” yok. Bir kısmı seçimden önce, bir kısmı ise seçimden sonra seri biçimde yayımlanan uyum KHK’larıyla birçok yasa metnindeki Bakanlar Kurulu ibareleri Cumhurbaşkanı olarak değiştirildi. Dolayısıyla “Bakanlar Kurulu”nun mevcut olmadığı bir sistemde “kabine”den söz etmek pek doğru olmasa gerek.

***

Biliyorsunuz, yeni sistemde yönetim mekanizmaları Cumhurbaşkanlığı makamında temerküz ediyor. Bakanların rolleri eskisi gibi değil. Devlet işlerinin tamamında karar alma ve yürütme görevlerini cumhurbaşkanı neredeyse tek başına üstlenmiş durumda.

Bakanlar elbette yine hem kendi alanlarındaki politikaların belirlenmesinde hem de bunların hayata geçirilmesinde rol alacaklar ama bu eskisine göre daha sınırlı olacak.

Özellikle Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulacak (yönetimlerinin üçer kişiden oluşacağı ve aynı zamanda bakanlık icraatlarının takibiyle görevli olacakları söylenen) “cumhurbaşkanlığı ofisleri”nin işleyişi herhalde bakanların fonksiyonunu radikal biçimde değiştirecek.

Bu arada zaten daha önce muhtelif bakanlara bağlı olan birçok kurum doğrudan Cumhurbaşkanına bağlandı.

Yeni sistemin adının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olması boşuna değil… Ancak, buna rağmen, son birkaç gündür şahit olduğumuz bazı yeni uygulamalar konuyla ilgili görünen bazı kişileri bile şaşırtabiliyor. Ancak bu kısa şaşkınlıklar, yönetim sisteminin değiştiği hatırlandığında “Tabii ya, Başkanlık sistemi bunu gerektiriyor…” denilmek suretiyle hemencecik atlatılıyor.

***

Gelgelelim bu yenilikler karşısında şaşıranların çokluğuna şaşırmamak lazım, çünkü 16 Nisan’da halkoyuna sunulan anayasa değişikliğinin kapsamı ve hedefleri toplumun çok fazla ilgisini çekmemişti. İnsanlar toplumsal kimlikleri ve politik angajmanları çerçevesinde o günkü tartışmaya taraf oldular.

Açıkçası, önerilen yeni yönetim sistemi değil Cumhurbaşkanı Erdoğan(’ın temsil ettiği tutum ve değerler) oylandı referandumda. İnsanların çoğu evet oyunu “Erdoğan’a evet”, hayır oyunu ise “Erdoğan’a hayır” olarak gördü ve bu çerçevede tercihini yaptı.

24 Haziran’da da oy kullanma tutumları yine bu doğrultuda realize olduğu için yeni sistemin işleyişindeki farklılıkların sürprizini yaşamak için Cumhurbaşkanı’nın yeni yetkilerle görevine başlamasını beklemek gerekti.

***

Uzun sözün kısası, işlemeye başlamış bulunan yeni sistemin öncelikle mantığı yeni. Her şeyden önce merkeziyetçi karakterde bir “lider yönetimi” diye tanımlanabilecek bu sistemin parametrelerini eski günlerin ağız alışkanlıklarıyla ifadeye çalışmak yanıltıcı (ve yanlış sonuçlara sebep) olabilir. En azından ne olup bittiğini anlamayı zorlaştırır. Bilhassa muhalefet kanadında bu görülebiliyor.

İkincisi, devlet düzenindeki değişimin ister istemez siyasi ve sosyal düzende de yansımaları olacaktır. Bilhassa aşırı merkeziyetçiliğin adem-i merkeziyet üretme riskine karşı tedbirlerin ihmal edilmemesi gerekir.

24 Haziran seçimlerinin ardından yeni yetkilerle yeniden göreve gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinin bu süreçte göstereceği performansın niteliği aynı zamanda yeni sistemin Türkiye’nin şartlarına uygunluğu konusundaki tartışmayı da sona erdirecektir. Başkanlık rejimi önerisinin ilk ortaya atıldığı günden itibaren bunun Türkiye’nin şartlarına uygun olmadığını savunmuş ve bilahare getirilen sistem değişikliğinin sakıncalarına dikkat çekmiş biri olarak, haksız çıkmayı ve yeni sistemin ülkemizin problemlerinin bir an önce çözülmesi yolunda yöneticilerimizin işini kolaylaştırmasını diliyorum.