12 Aralık 2018
  • Adana10°C
  • Adıyaman8°C
  • Afyon-3°C
  • Ağrı4°C
  • Amasya3°C
  • Ankara0°C
  • Antalya10°C
  • Artvin5°C

PUTİN- TRUMP CİNAYETİ ÖRTEMİYOR

Ahmet Taşgetiren

06 Aralık 2018 Perşembe 06:57

Acaba Rus lider Putin ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MbS)’ın kameraların önünde “Çak yapma”ları, Kaşıkçı cinayeti bakımından ne anlama gelmekteydi?

Trump’ın, “Cinayetin arkasında o olabilir de olmayabilir de...” gibi cinayeti ortada bırakmayı tercih eden bir anlam mı? “Eğer Suudi Arabistan olmasaydı, Orta Doğu’da büyük bir üssümüz olmazdı. İsrail’e bakın, Suudi Arabistan olmasa İsrail çok büyük bir sorun içerisinde olurdu” gibi stratejik hesaba bağlayan yaklaşım mı?

G-20’deki o görüntüyü hatırlarsanız, orada Putin’in yılıştığına bakarak, Veliaht Prens’e “Üzerinde Kaşıkçı cinayetinin gölgesi var ama, bak dünyanın önünde sana nasıl gülücükler savuruyorum” der gibi hareket ettiğine kanaat getirebilirsiniz.

MbS böyle bir uluslar arası tahtırevalli üzerinde dans ediyor ve dünyanın iki süper gücü bir cinayetin üzerini örtme konusunda adeta yarış ediyor.

Ama ah şu medya olmasa.

Ah şu güçler ayrılığı gibi bir şey olmasa.

Rus medyasına söz yok. O rada Putin ne söylerse o. Rus Meclisinde de “Ne oluyor?” gibi bir sorgulama gerçekleşmesi beklenemez.

Ama Amerika’da bir medya var. O medyanın her yaptığını aklıyor değilim ama çoğulcu bir yapı içinde, bir şekilde bir “Molla Kasım” çıkıyor.

Sonuçta öldürülen kişi bir gazeteci idi ve Amerika’nın en ünlü gazetelerinden birisinde, Washington Post’ta yazıyordu. Washington Post da gerçeklerin üzerine yatabilir miydi, olmaz demiyorum, etik duyarlılık üzerinden bazen paspas gibi geçilebilir, dünya hali ama burada olmadı.

H H H

Amerika’da bir de Başkan’la aynı şekilde düşünme-hareket etme zorunluluğunda olmadığını bilen temsilcilerin bulunduğu Senato-Temsilciler Meclisi var. Orada de her şey, en ahlaki boyutta gündeme gelir görüşünde de değilim, çarpılmalar her zaman beklenebilir, ama gerçeğin peşinde koşan ve bunu cesaretle gündemde tutan insanlar da bulunabilir. Nitekim, hem Cumhuriyetçilerden hem Demokratlar’dan temsilciler cinayetin peşini bırakmıyor.

CIA Başkanı Gina Haspel Trump’ı da bilgilendirdi, Trump, “Olabilir de olmayabilir de...” diyerek aslında olayın üstünü örtmekten yana olduğunu gösterdi ama herkes bu sözün “Olabilir” kısmımın daha çok gerçeği ifade ettiğini anladı.

CIA Başkanı sonra, Senato’dan bir grup temsilciye brifing verdi. Toplantıya katılan senatörlerden biri (Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham) “İçeride duyduklarım Kaşıkçı cinayetinden Veliaht Prens MbS’nin sorumlu olduğu yönündeki kanaatimi pekiştirdi. Mümkün olan en yüksek seviylede onun suç ortağı olduğunu düşünüyorum” dedi. Diğer bir cumhuriyetçi senatör Bob Corker ise “Eğer Veliaht Prens mahkeme önüne çıkarılsaydı 30 dakika içinde suçlu bulunurdu. Veliahd Prens’in ölüm emri verdiği, cinayeti kontrol ettiği, nelerin yaşandığını net bir şekilde bildiği, önceden planladığı konusunda hiçbir şüphem yok” dedi.

Prens G-20’ye geldi. Putin onunla çak yaptı. Trump bir şey demedi. Biraz Macron biraz Kanada Başbakanı Trudeau “Ne oldu?” diye sorar gibi oldu biraz da Cumhurbaşkanı Erdoğan onu “Selamsız” bıraktı. Acaba Prens “Oh be!” demiş midir?

Bence diyemez. Deyim yerindeyse literatüre girdi bir kere.

Türkiye’deki Suud Konsolosluğunda güpegündüz işlenen vahşice bir cinayetin Suudi Arabistan’ın şu sıralar en güçlü adamının bilgisi, müdahalesi olmadan gerçekleşemeyeceği gerçeği örtbas edilemez. Suud Konsolos’un eli armut mu topladı cinayet işlenirken, polis çağıramadı mı, öldürülmekle mi tehdit edildi, yoksa işbirliğinin içinde miydi? O işbirliğinin içinde ise, dünya çapında kopacak fırtınadan devletinin sorumlu tutulacağını hiç mi düşünmedi, bu cinayet, bizzat Prens’in makamında işlense ve o da seyretseydi gene de sorumlu olmayacak mıydı?

Amerika ya da Rusya, dünyada pek çok cinayetin örtbas edilmesinde stratejik çıkar ortaklığı yapabilir. Ama şu hadise, bu çarpık işbirliğini en vahşi boyutta ortaya koyuyor.

Amerika 450 milyor dolarlık bir alış verişle, Rusya başka bir stratejik bedelle örtmeye çalıştı cinayetin üstünü. Dünya bunu gördü.

Dünyanın gördüğü bu kötülüğün bir yerinde, İslam dünyasından bir aktörün bulunması ise bizim için işin en vahim tarafı. Haremeyn-i Şerifeynin izzetini korumak en çok Müslümanlara düşüyor.