16 Şubat 2019
  • Adana5°C
  • Adıyaman0°C
  • Afyon-1°C
  • Ağrı-7°C
  • Amasya3°C
  • Ankara-1°C
  • Antalya10°C
  • Artvin3°C

ÇÜRÜK VE ÇİRKİN BİNALAR

M. Şevket Eygi

12 Şubat 2019 Salı 09:49

Mimarlığın piri Vitruvius ne demiş: “Bir binada üç şey olmalı. Birincisi sağlamlık, ikincisi hangi iş için kullanılacaksa ona uygunluk, üçüncüsü güzellik.” Cumhuriyet devrinde (bazı istisnalar dışında) böyle binalar yapabildik mi? İstanbul’daki binaların yüzde yetmişi çürükmüş... Güzellik, estetik, sanat bakımından geçerli not alabilecek kaç bina çıkar?

***

Devletler, ülkeler, milletler edebî, kültürel, zengin yazılı lisanla ayakta durur. Türkçe elden gidince Türkiye’nin geleceği tehlikeye düşer. Alfabe ve dil devrimi bizi muasır medeniyet (çağdaş uygarlık) ufuklarına mı götürdü, cahillik ve kültürsüzlük bataklıklarına mı batırdı?  Bu konuyu düşünmek ve müzakere etmek isteyenler İngiliz Lewis’İn “Trajik bir başarı: Türk dil devrimi” adlı kitabını okusunlar.

***

Tıp ekollerinin en üstünü İslam tıbbıdır. Bu tıp ilahî menşelidir. Yazık ki, ellerinde yekûn olarak milyarlarca dolar bulunan, yeterli hürriyete sahip olan Müslüman kodamanlar İslam tıbbını kurumlaştıramıyor. Niçin bir İslam tıbbı fakültemiz yok? Niçin İslam tıbbı enstitülerimiz, laboratuvarlarımız, dünya çapında araştırmacılarımız yok? Niçin İslam tıbbı ile tedavi eden hastahanelerimiz yok? Niçin İslam tıbbı, Çinlilerin akupunkturu gibi revaçta değil. Halkımızı niçin İslam tıbbı ile zinde tutmuyoruz? Niçin dünyanın her yerinden hastalar gelip bizim İslam tıbbı hastahanelerinde tedavi olmuyor? Sorumlular, milyarlarca dolar imkâna sahip Müslüman kodamanlardır.

***

1999 büyük zelzelesinden bu yana yirmi sene geçti. Bu müddet zarfında başta İstanbul olmak üzere bütün Türkiye’nin binaları sağlamlaştırılabilirdi, bu yapılmadı. Durup dururken çöken çürük binalar içler acısı durumumuzun göstergesidir.

***

Hollanda’nın Afrika ülkesi Mali’de, Birleşmiş Milletlerin emrindeki birliğinde iki asker topun patlaması yüzünden ölmüştü. Bu konuda çok ciddî bir rapor hazırlanmış ve askerlerin ölümünde “Siyasî sorumluluk vardır” cümlesi yer almıştı. Rapor yayınlanır yayınlanmaz Hollanda savunma bakanı ve genelkurmay başkanı istifa etmişti...

***

İslamı doğru olarak bilmeyen, genel kültürleri yetersiz olan Müslümanlara en geniş din hürriyeti verilse de fazla bir şey yapamazlar, doğru dürüst hizmet edemezler.

***

Türkiye’ye (İngiltere’deki kadar olmasa da) din hürriyeti geldi de, Müslümanlar, İngilteredeki Eton Koleji ayarında bir İslam Mektebi açabildiler mi? Eton’da her sabah okulun büyük kilisesinde âyin yapılıyor. Bizde henüz, bütün Müslüman öğrencilerinin beş vakit namazı cemaatle kıldıkları bir tek din okulu yok.

***

İslamî temel kural: Riyasete talip olmak haramdır. Talip değil matlup (istenen) olsa, ehliyeti yok ise, kabul etmek yine haramdır.

***

İlim, irfan hizmetleri yapmak için kurulmuş o kurumun başına lök gibi oturmuş ama ilim irfan kültür hizmetleri yapılmıyor.

***

Şişirme din kitapları yazacak, bunlardan yüklü telif ücreti alacak ve köşeyi dönecek. Böyle din âlimi olmaz olsun!

***

Cemaatleri, tarikatları, islamî parçaları Din ile özdeşleştirenler hizmet edemezler, hizmet edermiş gibi görünürler.

***

Parça bütünden büyük olamaz, bütüne eşit de olamaz. Bunu anlamayan Müslüman mantıksızdır.

***

O muhterem zatın, âhir ömründe hasta halinde çektiği çileyi biliyor musunuz?

***

İlkokulda, lisede, üniversitede okuyacak... Devlet memuru olacak... Sonunda emekli olacak... Vakti gelince ölecek... Bu ne renksiz, ışıksız, zevksiz bir hayat felsefesidir... Yaşamak bu kadar basit bir şey mi?..

***

Kaç mürşid-i kâmil vardır? Üç mü, beş mi? Marifet onlara veya varsa halifelerine ulaşabilmektedir.

***

Ramazan yaklaşıyor... Acaba bu mübarek ayda dinime, vatanıma, milletime küçük de olsa bir hizmet edebilir miyim? Elimdeki imkanlarla ne yapabilirim?.. Bu hizmeti ticarete, para kazanmaya alet etmemeliyim. İhlâs konusunda çok dikkatli olmalıyım. Sahih-i Müslimde geçen ve ihlâssız din âliminin, ihlâssız mücahidin, ihlâssız hayırsever zenginin yüz üstü sürüklenerek Cehenneme atılacağı hadisini hiç aklımdan çıkartmamalıyım.

***

Biri Kadirî, biri Nakşî, biri Nurcu... Bu üç Müslümandan hangisinin derecesi Allah katında üstündür. Kur’an “En takvalı olanıdır” buyuruyor. Bu temel gerçeği anlamayan bilmeyen kimselerin Müslümanlığına şaşılır.

***

Birine: Seni uyarıyorum, bu gurur, bu kibir, bu kendini beğenmişlik, bu ötekileri hor görmek, bu nefsini hep temize çıkartmak var ya, seni yere serecek, bitirecektir. Belki toparlanır kendine çeki düzen verirsin diye yazdım.

***

Müslüman kesimin içine bir sürü münafık, Kripto, eyyamcı, din sömürücüsü, aktivist, arivist, hergele, çapulcu sızdı. Bunlar tecrit ve tard edilmezlerse islamî hareketin, islamî hizmetlerin canına okuyacak, büyük yıkıma sebep olacaklardır. (İhlâsla, ilimle, irfanla, istikametle, ahlakla dosdoğru hizmet edenlerin ellerinden öperim.)

***

Gezi kalkışması, birkaç ağacın kesilmesine üzülen vatandaşların tepkisiymiş... Siz kimi kandıracağınızı sanıyorsunuz?